SAAT GIRH
Çarşıda Erzurumlu bir kadın önden giden hamala bağırmış:
"Hamal emi, hamal emi saat gaç?"
Hamalın zaten canı sıkkın:
"Saat gırk!"
"Torpak başşan! Heç saat gırk ola!"
O da kadının ağzının payını vermiş:
"Heç hamalda saat ola!"
GARDAŞ ISLIĞI BEN ÇALARAM
Duvarcı ustası, tuğlayı, taşı yerine koydu mu iki adım geriye atıp
marifetine ıslık çalarmış...
İnşaat sahibi bakmış iş yürümüyor, ustaya seslenmiş:
"Gardaş sen duvarı ör, ıslığı ben çalaram!"
ALLAH DA SENİ PAYLAYA
Dürdane Hanım saf bir kadın, etliye sütlüye karışmaz, ama lafın nereye
gideceğini bilmezmiş...
Bir gün, hamamda kendisini yıkayan gelinine teşekkür etmiş:
"Kızım sen beni payladın, Allah da seni paylasın!"
YUSUF HEP YALAN SÖYLİR
Mehmet Ağa'ya sormuşlar:
"Yusuf'u mu seversin, Asım'ı mı?"
"Yusuf'u!"
"Niye?"
"Asım bir yalan söylir, bir doğri; Yusuf hep yalan söylir, beni yormir!"
SUÇUMUZ NE Kİ!
Tebriz
kapısında aşağı inende, bir kamyon gelip yolun ortasında durmuş, şoför
atlayıp taşı ön tekerleğinin önüne yerleştirmiş, trafik polisi
yetişmiş:
"Burada durulur mu?"
"Aman ağabey, gurban olim, sahın teprenme, zor durmuşam, frenler
dutmir!"
"Frensiz araba olur mu, üstelik farlardan biri de kırık!"
"Ağabeg, daş sıcradı, gırdı!"
"Ver bakalım ruhsatla sehliyetini..."
"Ne ruhsatı? Ağamın ehliyetini beraber gullanırih, ben de değil!"
"Tu Allah belanı vermeye, ver 500 lira ceza defol!"
"Dadaş" boynunu bükmüş:
"Ayahlaran gurban olim ağabeg, aham 500 lira vermesine verem de,
sucumuz ne oni anniyah!"
OKUDUKCA GUDURİR
Hasankaleli Fevzi Emi, oturmuş arkadaşlarıyla cinler periler üzerine
sohbet ediyor.
Biri, gidip bir çarşafa bürünmüş; elini, kolunu sallaya sallaya
geliyor.
Fevzi Emi, hayaleti görünce Mehmet'e seslenmiş:
"Ula Mehmet oku!"
Mehmet, bildiği bütün duaları okumuş, nafile hayalet daha da
hızlanarak üzerlerine geliyor...
Fevzi Emi bağırmış:
"Ula Mehmet ohuma, ohudukça kudurir!"
BİNEBÜLÜRSEN
Gürcükapıda sıra sıra müşteri bekleyen faytonlardan birine kibar bir
adam yanaşarak faytoncuya "binebilir miyim?" diye sorunca faytoncu:
-Helbetde binebülürsen, dedikten sonra kendi kendine söylenmeye
başlar:
-"Vola bu dünyada da ne tevür adamlar var; hem para verir hem de
binebülürmiyem diye sorir. Sormiya ne lüzüm, parasıni verdıhdan sonra
teyyariya bile binebülürsen!”
POHH YEME BEGİRE
Pasinlerin kurtuluşunda Belediye Baskanvekili Sabih Pasin heyecanlı
bir nutuk çekiyor :
-Ermeniler saldırdi, ahan bu ot yığınlarına kadar geldiler, biz
saldıranda da ano çeşmenin yanından kaşdı cannarıni zor gulturdular.
Nutku dinleyen ve o günleri yaşamış Behire nine itiraz eder:
-Ola Sebih atma atma.. Sen ne annadirsan, sen o günleri gördün mü ki?”
diye sorar.
Buna sinirlenen Başkanvekili
- Pohh yeme Begire, bu bir nutuktur! Ne söyler söylerem.!
ESGERİYE MEVZERİ SATMİRAM
Tortumlu'nun biri eşeğe yüklediği dutu "batmanı 2.5 guruşa" diye
bağırarak satıyordu.Biri kulağına eğilip "kilosu gaça" diyende:
-Niye baba ele egilib gulağıma fısıldirsan, hoç esgeriye mevzeri
satmiram; tut satiram!
www.erzurumluyum.com sitesinden alınmıştır.
SEVAP
Tamam işte o bankamatik var ya, ona gidir bir kart sohirsan. sonra
birgaç numara yazirsan. Eğer daha önce para yatırmışsan maçina hemen
istediğin parayı verir. Yoh daha önce para yatirmamişsan maçina sana
deyir ki: -Ula gavat, sen ne parasi yatırdın ki şimdi benden isdirsen?
İşte sevap da buna benzer. Eğer bu dünyada sevap yaparsan, öbür
dünyada garşan gelir. Yapmazsan, heç bir şey bekleme.
SÖZLÜ SINAV
Erzurum lisesinde Erzurum’lu Öğretmen ,Erzurum’lu öğrenciyi sözlü
sınavı yapıyor : -Arhadaçi -Buyur hocam neci? -Adın neçi? -Mehmet Zeçi
-Numaran neçi? -içiyüz içi -Memleçetin nereçi? -Erzürümün içi -Soriyi
bilirmisen peçi? -Hocam sori neçi ? -Erzürümün nüfüsi neçi? -Hocam
bilmemçi -Eleyse otur içi -hocam neyettimçi?
ELEYSE NİYE DURDUN
Erzurum'lu bir hanım telaşla koşarak belediye otobüsünü durdurmaya
uğraşıyor. Halk ıslıklıyor. Şoför acı bir frenle duruyor. Kadın: -Gardaş
bu otubus İlice'ye gidir mi? Şoförün canı burnunda, araba dolu, zor
durmuş, kızgınlıkla -Heyir baci, getmez! Kadın: -Vış! eleyse niye
durdun!
YOLÇİ
Saf bir Erzurum'lu şehirlerarası otobüs yolculuğu yaparken mola
yerinde otobüsünü şaşırmıştı. Anonsu duyunca kalkmakta olan otobüsten
içeri dalıp seslendi: -Dadaşlar hele bir bahın ben bu otobusun yolçusu
miyam?
OTOBÜS VİTESİ
Hayatında hiç otobüse binmeyen Tortumlu birgün istanbul'da işi çıkar
ve istanbula gitmek için bilet alır hemde en önden. Otobüs tam Esenler
otogarına girerken vitesi kırılır. Tortumlu dayanamaz ve şöförün
yanına giderek:
- Gardaş bir şey demiremde, onun başına bir hal geleceği belliydi .
Taaa Erzurumdan başladın buraya kadar oynadın.
CEFER AGA
Erzurum Belediyesinin kuruluş yıllarında fahri olarak her işe
koşuşturan Cafer Ağa'nın bu gayretkeşliğini ödüllendirmek için
Ankara'ya gidecek heyete onu da yazmışlar.
Cafer Ağa bu haberden çok memnun olmuş. Öyle ya ekabir-i memleketten
olmasa heyete adını yazarlar mı?
Cafer Ağa o akşam eve hergünkünden farklı bir havayla gelince hanımı
merak edip sormuş:
-Cefer, o gözel sufatın niye ele töhmüş, mosolun asmışsan, bişeye mi
sinirlendin?
-Ben sinirlenmim kim sinirlensin! Bıhdım usandım. Sohahlar mi
temizlenecah, gel Cefer Ağa, çölpühler mi payhlanacah, gel Cefer Ağa.
Şindi de Engere'de hökümatın işi bozulmuş, gel Cefer Ağa!
VALİ
Bir Mülkiye müfettişi doğuya teftişe giderken ihtiyar bir Erzurum'lu
köylüye misafir olmuştu. Sohbet sırasında sordu:
-Baba, memlekette kaç vali gördün?
-On, onbeş vali hetirimdedir...
-Peki bunlardan kaçı hizmet etti, kaçından memnunsunuz?
-Allah geni geni rehmet etsin, Mustafa Paşa'dan çoh memnunduh!
-Bu Mustafa Paşa ne hizmetler etti ki onbeş valinin içinde ona rahmet
okudun?
-Beg, o vali Erzürüm'e varmadan yoldayken vefat etmişdi. Gerisini sen
anna
CERİYAN
Neriman Hanıma gelen misafir, evin kızını ortalıkta göremeyince
sormuştu:
-Ayşe nerede, göremedim?
Ev sahibi hava akımını kastederek:
-Geçen gün sizin evde ceriyana kapılmış, hesde yatir içerde.
Bu söz üzerine misafir hanım öfkeyle:
-Viyh torpah başıma, bizim evde ceriyan ne arir? Sen de bülirsen ki
biz kaz lambasi gullanirih!
AYAHLARAN
Küçük evinin bir odasında torunuyla oturan yaşlı kadın, evin diğer
müştemilatını kiraya verecekti. Bakmaya gelenlere evini şöyle meth
ediyordu:
-Bah ayahlaran burasi bir sofa, an burada iki ufah oda var. An burada
da ayahyoli. Ayahlaran, bah hepsi ağzın içinde....
HURDA NENE
Çeşitli hastalıklar, kazalar geçirmiş, bir gözünü kaybetmiş,
romatizmadan beli bükülmüş, parmakları çarpılmış olduğundan mahalleli
bu yetmişlik ihtiyara Hurda Nene adını takmıştı. Rahmetli o haliyle
bile herkesle şakalamayı, espri yapmayı severdi.
Hastalanmış ,hastaneye kaldırılmıştı. Sabahleyini, nabzını ve ateşini
kontrol eden doktor der ki:
-Teyze maşallah çok iyisin. Nabız normal, ateş de yok. Vücut
sıcaklığın 37 derece.
-Tohtor beğ oğlum, der Nene, bir türli ıssınamirem. Soyuhdan donirem.
sen o otuz yedi dereceyi kırka elliye çıkart. Ücreti mühüm değil.
BU BİR NUTUKTUR
Pasinlerin kurtuluşunda Belediye Baskanvekili Sabih Pasin heyecanlı
bir nutuk çekiyor :
-Ermeniler saldırdi, ahan bu ot yığınlarına kadar geldiler, biz
saldıranda da ano çeşmenin yanından kaşdı cannarıni zor gulturdular.
Nutku dinleyen ve o günleri yaşamış yaşlı bir kadın itiraz edip:
-Ola Sebih atma atma.. Sen ne annadirsan, sen o günleri gördün mü ki,
diye sorar.
Buna sinirlenen Başkanvekili
- Pohh yeme Behile, bu bir nutuktur! Ne söyler söylerem.!
DALAN GUDİK DIRMANİR
Omuzları tilki kürklü bir hanımefendi Cumhuriyet caddesinde yürürken
dadaşım
yanına gelir:
- Baci, baci dalan gudik dırmanir.
Kadın kendisine laf atıldığını düşünerek:
-Terbiyesiz, der.
Dadaşım bozulur :
- Benene kıtlarsa kıtlasın !
BEDİRA
Radyo yeni icat edilmişti. Köyün birinde evdeki radyoya büyük
hoperlörlerden
birini bağlayıp dış duvara asmışlardı. Oradan geçen köylü çalan müziği
dinlemiş dinlemiş hayretle:
-İcatta icat gardaş, bedira da gonişir!
SİTAVUH
Erzurum’lu İstanbul’da gezerken hele bir de ano diskoya gidim demiş.
Kapıdaki bekçi:
-Damsız girilmez, yasak, deyince:
-Gardaş benim damım Erzürümün Sitavuh kövünde. Hoç altına gındıllik
tahacah halım yoh
İKİ POHLİ YUMURTA
Vali Erzurum'un köylerini ziyarete gidiyor. Bir köyde kendisine bolca
yumurta kayganası ikram ediliyor. Vali çok memnun oluyor venezaket
icabı şöyle diyor:
-Muhtar ne zahmet etmişsin, bu kayganaya gerek yoktu, ayran yeterdi..
Muhtar:
-Ne zehmeti vali beg, içine tükürim, iki pohli yumurta, ne gıymeti,
afiyet olsun...